28 Mayıs 2011 Cumartesi

kısa sahiden...okuyun ve geçin...


merhaba...
bir haftadır sabah güneş var,öğleden sonra yağmur.sabahları değerlendirip mutlaka biyerlere gidiyoruz.eve giremesi çok zor oluyor ama..özellikle şevval kıyametleri koparıyor.
saat 00:00 ensar o gün gündüzde uyumamıştı.ilk defa ağzından : -anne ben çok yoyuldu.eve dit,uyu. şevvali bıraksak dışarda uyuycak.
her gün yeni şeyler öğrenmelerine şahit olmak öyle güzel ki.her an' larını kaydetmek istiyorum. yazmak istiyorum bir çoğu uçup gidiyo...
istediği birşey olmayınca:-ben çok üzülüyüm ama.
işlerine gelmeyen bi konudan konuşunca:-anne,yetey! yeetey,tamam!
akşam olup hava kararmaya başlayınca:akşam yook.hayıy,akşam oomaşın. diye ciddi ciddi ağlıyorlar.
hatta:-gıcık akşam,ben yok sev akşam.. gibi cümleler sarf etmekten geri kalmıyolar.

hep duyardım "dillendiklerinde daha da tatlı oluyorlar" diye. çok şükür bu günleri Gösteren'e... öyle zor büyüyorlar ki. yeni doğmuş bi keçi gördük geçen gün,yine dağ bayır gezerken...10-15 dk olmuş doğalı. ayağa kalkmış yürüyor.dedim ki "insanoğlu ne zor büyüyor"

ensar yine aç geziyor günlerdir.kaşık kadar suratı.canı içnde olsun da büyür diyor büyükbüyükler.
-inşallah ,diyorum.

ashab-ı keyf'in hikayesi geliyor aklıma.bir rivayete göre hükümdar mağaranın önünü taşlarla dolduruyor.
yani,onları ölüme mahkum ediyor.
Allah ise onları yaşamaya mahkum ediyor.
bir rivayete göre 180-200 yıl...
O istesin yeter ki...
biz isteyelim yeter ki Ondan...
bu dünyada vaya öteki dünyada karşılığının mutlaka olacağını bilmek...

23 Mayıs 2011 Pazartesi

kahveyi hiç böyle pişirdiniz mi?

 geçtiğimiz günlerde eşim bahsetmişti 'yukarı çarşıda kahveyi fincanla ocakta pişiriyolar' diye...o günden beri aklımdaydı,fırsat kolluyodum ki;dün bolu dağından aldığımız lokumlu çikolatalar sebep oldu.ve çok güzel oldu.bir fincana 2 çay kaşığı kahve,1çay kaşığı şeker(arzuya göre) ve su koyuyoruz.karıştırıp ocağa...en fazla 3-4 dk içinde bir iki göbek atınca hemen alıyoruz ocaktan.lokumlu bolu çikolasıyla servis yapyoruz veya afiyetle içiyoruz...
uzun süre favorim olucağı kesin.çikolatayıda ayrıca tavsiye ediyorum.ilk önce ben denedim,eşime söyledim şu çikolatayı bi denesene diye yedi arkasından hemen sipariş verdi.orjinali fındıklı.hurmalısı,kayısılısı,fıstıklısı vardı.ama bu süper.
*türk kahvesi idrar söktürür ve böbreklerin susuz kalmasına sebep olabilir.bu yüzden arkasından 1 bardak su içilir.
*blog hızla yemekçi blog olmaya doğru gidiyor.bu işe dur demek mi gerekiyor ne?:)

19 Mayıs 2011 Perşembe

mini kekler

bizim evde pasta börek yapmak için misafirin gelmesi beklenmez."hepimiz misafiriz bu yalancı dünyada"eksenli düşünen evin annesi her yiyeceğin en güzelini yer yedirir,her eşyanın en yenisini kullanır.isarfı sevmez.sahip oldukları ve olmadıkları için şükr eder..
bu kekte kendimiz için yeptığımız güzel bi tarif ve ensar'ın çilekli pasta krizlerinde imdada yetişen çilekli kek;
 2 yumurta,
1 su bardağı şeker,
yarım su bardağı yağurt suyu,
yarım su bardağı ılık su,
1 çay bardağı sıvı yağ,
1 paket kabatma tozu,
2,5 su bardağı un(kıvamına göre arttırabiliriz)
 kek kalıplarına 2 şer kaşık koyup,önceden ısıttığımız fırında pişirip,
süsleyip afiyetle yiyiyoruz,yediriyoruz.
vaktiniz ve isteğiniz varsa krema veya kremşantiyle gayet lezzetli olur.

ıspanaklı börek

bu aralar yemekle içmekle o kadar haşır neşirim ki sormayın.önceden sadece 2 kilom fazlaydı.sonra 4,şimdi 6.annemin yaptığı güzel sivas yemeklerinin çok etkisi var.içli köfte,ekşili köfte,sac kavurma...derken aynadan sana sırıtan kilolar.
bu börek hangi yörenin bilmiyorum.ama sivasta çok yaparlar.buralarda hamurun içine çiğ ıspanak konulmasını garip karşıladıklarını gördüm.fakat ıspanak böreğin içinde pişip suyunu bırakıyor.sıcak yendiğinde dışı hafif çıtır içi yumuşacık bi lezzet oluyor.
ilk önce su,un ve tuzdan mayasız bi hamur hazırlanıyor.hamur dinlenirken yıkayıp doğradığımız ıspanak için soğan,kıyma,tereyağı ve zeytinyağıyla kavruluyor.ıspanağa katılıp karıştırılıyor.kıyma yerine sucukta kullanılabilir.lezzetli oluyor.
tabak büyüklüğünde açılan hamurlara ıspanaklı harçtan koyup,kaypatıyoruz.kenarları düzgün olması için tabakla kesebiliriz birleştirdiğimiz yerden.teflon tavada veya bizimki gibi elektirikli tencerede iki tarafını bişirip,isteğe göre tereyağlayıp önünü arkasını,soğuk bi ayran eşliğinde afiyetle yiyiyoruz...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

33 aylık ikizlerimle yaşarken...

33 aylık ikizlerimle yaşarken...
aylar oldu sizden bahsetmeyeli.bi okadar -hatta daha fazlası- doldurduğunuz halde hayatımı çok oldu yazmayalı...
büyüyorsunuz farkederek herşeyi,hergün yeni şeyler öğrenerek,hem hızlı hem yavaş ama dolu dolu zamanı yaşayarak. küçük dünyanızda büyütürek her öğrendiğiniz hareketi,her duyduğunuz sesi. hatırlatarak bize her yaptığımızın kaydedildiğini.
havalar ısındıkça keyfimizde gelmeye başladı.kapının önündeki, belediye tarafınca onarılmayı bekleyen yine de iş gören parkta salıncağa binmek, kaydıraktan kaymak,yaşıtınız olan bir iki çocukla karşılaşmak konuşmak oynamak,nerdeyse bir gün arayla yağan yağmurun oluşturduğu suya taş atmak, karşımızdaki simitçiden 'mimit' almak, yeni açılan kuş, kaplumbağa, tavşan, balık, satan dükkana gitmek...mutlu etmeye yetiyor sizi.
annanne nin bahçesinde toprakla oynamak bazen,dedenin takım sandığındaki çivilerle,alet edavatla usta olmak inşaat yapmak...
küçük dünyanızdaki büyük işleriniz sizin.ensar'ı ensar yapan,şevval'i şevval yapan oyunlarınız.
tutkularınız,farklarınız birbirinizden...
birlikte büyüyen iki minik insanın öyküsü onlar büyüyene kadar....

28 Nisan 2011 Perşembe

Şeyh Edebali'nin Nasihati

Bak dostum!

Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün...
.

Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.
...
Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,

Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.

Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.

Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.

Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.

— İlim bil, irfan bil, söz bil.
— İkram bil, kural bil, doyum bil.
— Usul bil, adap bil, sınır bil.
— Yol bil, yordam bil.
— Hal bil, ahval bil, gönül bil.
— Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
— Mert ol, yürekli ol.
— Kimsenin umudunu kırma.

Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.